X
STSpor

STSpor

Diğer Yazarlarımız

Volkswagen’den 2.7 milyar Euro zarar

Volkswagen’den 2.7 milyar Euro zarar

Audi, Bugatti, Seat, Skoda ve Porsche markalarını bünyesinde bulunduran Volkswagen Grubu, yılın temmuz-eylül (üçüncü çeyrek) dönemi ile ocak-eylül dönemine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı.

Dünyanın en büyük ikinci otomobil üreticisi, temmuz-eylül döneminde 5,9 milyar Euro faaliyet zararı bildirdi. Analistler, geçen yılın aynı döneminde kaydedilen 1,3 milyar Euroluk zararın ardından bu çeyrekte 2,6 milyar Euro zarar öngörüyordu.

Şirketin bu çeyrekte vergi sonrası net zararı 2,7 milyar Euro olurken, geçen yılın aynı döneminde 3,4 milyar Euro net kar elde edilmişti. Grubun üçüncü çeyrekteki satış gelirleri ise yüzde 6,3 azalarak 75,28 milyar Euroya geriledi.

REKLAM

Aynı dönemde grubun küresel araç teslimatları yüzde 14,3 azalışla 1,885 milyon adede düşerken, Çin’deki teslimatları genel pazardaki daralmanın etkisiyle yüzde 38,5 kayıpla 406 bin adede indi.

BİLANÇODA 7,8 MİLYAR EURO’LUK TEK SEFERLİK DARBE

Mali tablolardaki sert düşüşün ana nedenlerinden biri, spor otomobil iştiraki Porsche’deki değer düşüşü oldu. Şirket, geleceğe yönelik beklentilerin zayıflaması nedeniyle Porsche’nin marka değerinde nakit çıkışı gerektirmeyen ancak faaliyet karını doğrudan etkileyen 6,4 milyar Euroluk bir değer düşüşü kaydetti.

Çin’deki pazar kaybı nedeniyle uygulanan yaklaşık 1 milyar Euroluk ek aktif silme işlemi ve diğer kalemlerle birlikte toplam tek seferlik olumsuz etkiler 7,8 milyar Euroyu buldu.

REKLAM

OCAK-EYLÜL DÖNEMİNDE NET ZARAR 2,72 MİLYAR EURO OLDU

Volkswagen Grubu, 2026 yılının ocak-eylül döneminde Çin pazarındaki sert talep daralması ve tek seferlik harcamalar nedeniyle 2,72 milyar Euro net zarar açıkladı. Geçen yılın aynı döneminde şirket 3,4 milyar Euro net kar elde etmişti.

Grubun ocak-eylül dönemindeki toplam satış gelirleri (ciro), geçen yılın aynı dönemindeki 238,67 milyar Euroya kıyasla yüzde 2,2 azalarak 233 milyar 378 milyon Euro seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemdeki toplam araç teslimatları ise küresel ölçekte yüzde 9 gerileyerek 6,01 milyon adet oldu.

Volkswagen, Çin’de faaliyet göstermeye başlamasından bu yana ilk kez bu pazarda dönem zararı açıkladı. Geçen yılın ocak-eylül döneminde Çin operasyonlarından 744 milyon Euro kar elde eden şirket, bu yıl aynı dönemde 113 milyon Euro operasyonel açık verdi.

REKLAM

YÖNETİMDEN KEMER SIKMA VE İSTİHDAM KESİNTİSİ MESAJI

Finansal sonuçları değerlendiren Volkswagen Grubu Mali İşler Müdürü (CFO) Arno Antlitz, “9 aylık sonuçlar tek bir şeyi netleştiriyor, kaybedecek tek bir dakikamız bile yok. Hızlı ve kararlı bir şekilde hareket etmeliyiz.” ifadesini kullandı.

Ortaya çıkan tablonun, Volkswagen Üst Yöneticisi (CEO) Oliver Blume liderliğindeki yönetim kurulunun sendikalarla yapacağı maliyet azaltma müzakerelerinde elini güçlendireceği değerlendirildi.

Volkswagen’in yeniden yapılanma planı kapsamında küresel ölçekte 100 bin çalışanın işten çıkarılması, Almanya’da Hannover, Emden ve Zwickau’daki 3 Volkswagen fabrikası ile Neckarsulm’daki Audi fabrikası dahil bazı tesislerin kapatılması riski bulunuyor.

REKLAM

Eylül ayı ortasında kar tahminlerini aşağı yönlü revize eden Volkswagen yönetimi, 2026 yılı sonunda toplam gelirlerin 315 milyar Euro civarında gerçekleşmesini bekliyor.

Şirket, bu yıl elde edilecek gelirlerin en fazla yüzde 1’i oranında faaliyet karı elde edileceğini öngörüyor. Volkswagen, daha önce bu oranı yüzde 4 ile yüzde 5,5 arasında hedeflemişti.

Devamını Oku

Cumhuriyet’in 103 yıllık otomotiv yolculuğu

Cumhuriyet’in 103 yıllık otomotiv yolculuğu

Cumhuriyetimizin 103’üncü yılını kutladığımız bugün, Türkiye’nin bir asrı aşan sanayileşme yolculuğunda otomotiv sektörünün katettiği mesafe de ayrı bir gurur kaynağı olarak öne çıkıyor.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan kalkınma hamlesi, yıllar içinde Türkiye’yi otomobil montajının yapıldığı küçük tesislerden, dünyanın önde gelen markaları için üretim gerçekleştiren büyük fabrikalara taşıdı.

Devrim otomobiliyle kendi mühendislik gücünü ortaya koyan, Anadol ile yerli markasını yollara çıkaran, Tofaş ve Oyak Renault yatırımlarıyla üretim kapasitesini büyüten Türkiye, bugün Togg ve elektrikli otomobil projeleriyle yeni bir döneme giriyor.

REKLAM

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ise Türk otomotiv sanayisinin önünde yalnızca daha fazla araç üretmek değil, küresel rekabette ve yeni teknolojilerde daha güçlü bir konuma ulaşmak gibi önemli hedefler bulunuyor.

İLK FABRİKA 1929’DA KURULDU

Türkiye’de otomobil üretiminin geçmişi, Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanıyor.

1929 yılında Ford Motor Company ile dönemin hükümeti arasında yapılan anlaşma kapsamında İstanbul Tophane’de bir otomobil fabrikası kuruldu. Yaklaşık 450 kişinin çalıştığı tesiste günlük 50 araca yaklaşan üretim gerçekleştiriliyordu.

Ancak aynı yıl başlayan Büyük Buhran, dünya ekonomisiyle birlikte otomotiv sektörünü de etkiledi. İstanbul’daki Ford fabrikasında üretim 1934 yılında sona erdi.

REKLAM

Türkiye’nin otomotiv sanayisindeki bir sonraki önemli adımı ise 1955 yılında atıldı. Tuzla Çayırova’daki Türk Willys Overland tesisinde Jeep araçlarının montajına başlandı. Daha sonraki yıllarda aynı fabrikada kamyon montajı da gerçekleştirildi.

1960 yılına gelindiğinde Ford, bu kez Koç Grubu ile kurduğu ortaklık üzerinden Türkiye’deki üretim faaliyetlerine yeniden başladı.

Otosan fabrikasında Ford Consul otomobillerinin ve Thames kamyonlarının montajı yapılıyordu.

DEVRİM 135 GÜNDE ÜRETİLDİ

Türkiye otomotiv tarihinin en dikkat çekici projelerinden biri 1961 yılında hayata geçirildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in talimatıyla Eskişehir Devlet Demiryolları Fabrikası’nda yerli otomobil geliştirmek üzere çalışmalar başlatıldı.

REKLAM

Türk mühendisler, motoru dahil olmak üzere Türkiye’de tasarlanan Devrim otomobilini yalnızca 135 günde tamamladı. Araç, 29 Ekim 1961 Cumhuriyet Bayramı törenlerine yetiştirildi.

Ancak Devrim’in Ankara’daki tanıtımı sırasında yaşanan yakıt sorunu, projenin önüne geçti. Cumhurbaşkanı Gürsel’i taşıyan otomobilin yakıtının bitmesi nedeniyle durması, uzun yıllar projenin en fazla hatırlanan ayrıntısı oldu.

Devrim seri üretime geçemedi. Buna rağmen Türkiye’nin kendi mühendislik imkanlarıyla otomobil geliştirebileceğini göstermesi açısından otomotiv tarihindeki yerini korudu.

ANADOL İLE YENİ BİR SAYFA AÇILDI

Devrim’in ardından Türkiye’de otomobil üretiminde bir başka önemli gelişme 1966 yılında yaşandı.

REKLAM

Otosan tarafından geliştirilen Anadol, Türkiye’nin seri üretilen ilk yerli marka otomobillerinden biri olarak yollara çıktı.

İngiliz Reliant firmasının prototip çalışmalarından ve Ford’un mekanik parçalarından yararlanılarak geliştirilen model, fiberglas gövdesiyle döneminin farklı otomobilleri arasında yer aldı.

1984 yılına kadar üretimi devam eden Anadol, 93 bin adedin üzerinde üretim adedine ulaştı.

Aynı dönemde Türkiye’de ticari araç üretimi de gelişmeye başladı. Mercedes-Benz ortaklığıyla kurulan Otomarsan’da otobüs, MAN’ın Türkiye’deki tesislerinde ise kamyon üretimi gerçekleştirildi.

Böylece otomotiv sanayisi yalnızca binek otomobillerden oluşan bir sektör olmaktan çıkarak ticari araç üretimini de kapsayan daha geniş bir yapıya kavuştu.

REKLAM

BURSA OTOMOTİV SANAYİSİNİN MERKEZİ OLDU

1960’lı yılların sonunda atılan iki önemli adım, Türkiye’nin otomotiv üretim haritasını değiştirdi.

1968 yılında Koç Grubu ile Fiat ortaklığında Tofaş kuruldu. Bir yıl sonra ise Oyak-Renault’nun temelleri atıldı. Her iki üretici de 1971 yılında Bursa’daki fabrikalarında seri üretime başladı.

Tofaş’ın bantlarından Murat 124 inerken, Oyak-Renault Renault 12 üretimine başladı.

Bu yatırımlar, Bursa’nın Türkiye otomotiv sanayisinin en önemli merkezlerinden biri haline gelmesini sağladı.

İlerleyen yıllarda Tofaş, Murat 131, Doğan, Şahin, Kartal, Tempra, Palio, Albea, Fiorino, Doblò, Linea ve Egea gibi modellerle üretim faaliyetlerini genişletti.

REKLAM

Oyak Renault ise farklı nesillerde Renault modellerini Türkiye’de üreterek hem iç pazara hem de ihracata yönelik önemli bir üretim merkezi haline geldi.

1990’LARDA JAPON VE KORELİ ÜRETİCİLER GELDİ

Türkiye’nin otomotiv sanayisinde uluslararası yatırımların hız kazandığı dönemlerden biri de 1990’lı yıllar oldu.

Japon üretici Toyota, Sakarya’daki fabrikasında Corolla üretimine başladı.

1997 yılında Honda, Gebze’deki fabrikasında Civic modelinin üretimine geçerken, aynı yıl Hyundai de Assan ortaklığıyla İzmit’teki tesisinde Accent ve H100 modellerini üretmeye başladı.

Bu yatırımlar, Türkiye’nin yalnızca iç pazar için otomobil üreten bir ülke olmaktan çıkıp uluslararası üreticilerin küresel tedarik ve ihracat ağlarına dahil olmasını hızlandırdı.

REKLAM

Sonraki yıllarda Türkiye’deki otomotiv fabrikaları, farklı pazarlara yönelik modellerin üretiminde daha fazla sorumluluk üstlendi.

Üretim faaliyetlerine Ar-Ge, mühendislik ve ürün geliştirme çalışmaları da eklendi.

TOGG İLE YERLİ OTOMOBİLDE YENİ DÖNEM

Türkiye’nin yerli otomobil geliştirme hedefinde yeni bir dönem, 2018 yılında Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun (Togg) kurulmasıyla başladı.

2019 yılında ilk prototipleri tanıtılan Togg, bundan tam 4 yıl önce, 29 Ekim 2022’de Gemlik’teki tesisinde seri üretim aşamasına geçti.

İlk model T10X, 2023 yılında kullanıcılarla buluştu. Marka daha sonra T10F modeliyle ürün gamını genişletti. T10F modelinin tanıtılması ile birlikte markanın ihracatına da start verildi.

Almanya’da satışları başlayan Togg, ilerleyen dönemde Avrupa’da farklı pazarlara da girmeyi hedefliyor.

REKLAM

2027’de ise Togg’un üçüncü modeli T6X’in yollara çıkması bekleniyor.

Togg’un ortaya çıkışı, Türkiye’nin elektrikli otomobil geliştirme ve üretme hedefi açısından önemli bir adım oldu.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan otomotiv üretim yolculuğu, böylece yeni nesil teknolojilerle devam etti.

ELEKTRİKLİ OTOMOBİL ÜRETİMİ YAYGINLAŞIYOR

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye otomotiv sanayisinin gündeminde elektrikli araç yatırımları bulunuyor.

Bu alandaki son gelişmelerden biri Hyundai’nin İzmit fabrikasında yaşandı.

Güney Koreli üretici, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde Ioniq 3 modelinin seri üretimine başlayarak Türkiye’de elektrikli otomobil üreten ikinci marka oldu.

REKLAM

250 milyon Euro’luk yatırımla hayata geçirilen projede ilk aşamada yılda 30 bin elektrikli otomobil üretilmesi hedefleniyor.

Hyundai’nin İzmit fabrikasında gerçekleştirilen dönüşüm, Türkiye’nin küresel otomotiv üreticilerinin elektrikli araç stratejilerindeki rolünün de genişlediğini gösteriyor.

Elektrikli otomobil üretimiyle birlikte batarya, yazılım, elektronik sistemler ve yeni nesil mühendislik alanları da sektörün geleceğinde daha fazla önem kazanıyor.

DOBLO BURSA’YA GERİ DÖNDÜ

Türk otomotiv sanayisinin 2026 yılındaki önemli gelişmelerinden biri de Tofaş’ın Bursa fabrikasında gerçekleşti.

Koç Holding ve Stellantis ortaklığında 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin seri üretimi başladı.

REKLAM

2000-2023 yılları arasında Bursa’da üretilen Fiat Doblò, üç yıllık aranın ardından yeniden Tofaş’ın üretim bandına döndü.

K9 projesi kapsamında Fiat Doblò’nun yanı sıra Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri de Bursa’da üretilecek.

Yıllık 100 bin araçlık kapasiteye sahip projede yaklaşık bin kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik oranı hedefleniyor.

Tofaş, 2034 yılının son çeyreğine kadar K9 kapsamında yaklaşık 660 bin araç üretmeyi planlıyor.

Bu yatırım, Türkiye’nin özellikle hafif ticari araç üretiminde Avrupa’nın önemli merkezlerinden biri olma konumunu sürdürmesi açısından dikkat çekiyor.

REKLAM

OTOMOTİV İHRACATI 41.5 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

Cumhuriyet’in ilk yıllarında sınırlı sayıda araç üreten Türkiye, bugün otomotiv sanayisini ihracatının en önemli sektörlerinden biri haline getirmiş durumda.

Otomotiv Sanayii Derneği’nin (OSD) verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında toplam 1 milyon 419 bin 464 araç üretildi.

Aynı dönemde otomobil üretimi 872 bin 538 adet olarak gerçekleşirken, toplam otomotiv ihracatı 1 milyon 57 bin 920 araca ulaştı.

Otomotiv sektörünün 2025 yılı ihracat geliri ise 41.5 milyar dolar olarak kaydedildi. Böylece sektör, ihracatta yeni bir rekor kırdı.

Türkiye’de otomotiv üretiminin yaklaşık dörtte üçünün ihracata yönelik olması, sektörün küresel üretim ve tedarik zincirleriyle kurduğu ilişkinin boyutunu ortaya koyuyor.

REKLAM

Bugün Türk otomotiv sanayisinin geldiği noktada yalnızca araç üretim adetleri değil, mühendislik, Ar-Ge, tedarik sanayisi ve yeni model geliştirme kabiliyetleri de belirleyici rol oynuyor.

İKİNCİ YÜZYILIN SINAVI AVRUPA

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında önemli bir dönüşümden geçiyor.

Elektrikli otomobiller, batarya teknolojileri ve yeni nesil üretim yatırımları sektörün geleceğini şekillendirirken, Avrupa Birliği’nin yeni üretim politikaları da Türkiye açısından kritik bir gündem oluşturuyor.

Özellikle Avrupa’da tartışılan ‘Made in EU’ düzenlemesi, Türkiye’nin küresel otomotiv sanayisindeki konumunu doğrudan etkileyebilecek gelişmeler arasında yer alıyor.

REKLAM

Almanya ve Fransa’nın Avrupa üretimine öncelik verilmesi konusunda uzlaşmasının ardından, Türkiye’nin yeni düzenlemede kapsam dışında kalma ihtimali gündeme geldi.

Avrupa Birliği ile yaklaşık 30 yıllık Gümrük Birliği ilişkisine sahip Türkiye, otomotiv üretiminde Avrupa’nın en önemli tedarik merkezlerinden biri olmasına rağmen henüz önerilen kapsamda yer bulabilmiş değil.

Bu gelişmenin ardından hem kamu hem de özel sektörde, Türkiye’nin yeni üretim kurallarının dışında bırakılmaması için girişimler hızlandırıldı.

Henüz kesinleşmeyen ‘Made in EU’ düzenlemesinin nasıl şekilleneceği, Türkiye’deki otomotiv fabrikalarının gelecekteki yeni model ve yatırım kararları açısından önem taşıyor.

REKLAM

Cumhuriyet’in ilk yıllarında sınırlı imkanlarla başlayan otomotiv üretim serüveninde Türkiye bugün dünyanın önde gelen üreticilerinin yatırım yaptığı, yaklaşık 2 milyon araçlık üretim kapasitesine sahip bir sanayi merkezi konumuna ulaştı.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ise Türk otomotiv sanayisinin önündeki en büyük hedef, yalnızca mevcut üretim gücünü korumak değil, yeni teknolojilerde ve küresel rekabette daha fazla söz sahibi olmak.

Devamını Oku

Oh ve Olaitan son haftalara damga vuruyor

Oh ve Olaitan son haftalara damga vuruyor

Beşiktaş’ta Hyeongyu Oh ve Junior Olaitan, son haftalarda ortaya koydukları performansla dikkat çekiyor. İki futbolcu, kritik maçlarda yaptıkları gol katkılarıyla, takımlarının önemli kozları hâline geldi.

Hyeongyu Oh, özellikle son dönemde bulduğu fırsatları iyi değerlendirmesiyle ön plana çıktı. Dusan Vlahovic’in mide rahatsızlığı nedeniyle forma giyemediği Hoffenheim deplasmanında 11’de görev yapan Güney Koreli futbolcu, 2 gol ve 1 asistle galibiyetin mimarı oldu.

Trabzonspor ve Crystal Palace maçlarını gol atamadan tamamlayan Oh, Başakşehir mücadelesinde yeniden sahneye çıktı. Karşılaşmanın 65. dakikasında oyuna dahil olan 25 yaşındaki oyuncu, 76. dakikada attığı golle takımını öne geçirdi.

Beşiktaş’ta son haftaların dikkat çeken diğer ismi ise Junior Olaitan oldu. Vincenzo Italiano yönetiminde performansını üst seviyeye taşıyan Beninli futbolcu, son iki maçta gol attı. Crystal Palace karşısında ceza sahası dışından attığı golle 2-2’lik beraberliği getiren Olaitan, Başakşehir mücadelesinde de uzak mesafeden yaptığı vuruşla gol sevinci yaşadı.

Hyeongyu Oh ve Junior Olaitan, kritik süreçte sorumluluk alarak takımlarına önemli katkı sağladı. İki futbolcunun yükselen performansı, teknik heyeti memnun etti.

Devamını Oku

Kuyt 11'i netleştirmeye başladı

Kuyt 11'i netleştirmeye başladı

Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’in 10’uncu haftasında Göztepe’yi konuk edecek.

Evinde oynadığı 4 lig maçında 9 puanı hanesine yazdıran sarı lacivertli ekip, kazanarak moral bulmak istiyor.

Teknik sorumlu Dirk Kuyt, 11’de şans vereceği isimleri belirlemeye başladı.

Sarı lacivertlilerin kalesini Ederson koruyacak. Savunmanın sağında Nelson Semedo, solunda ise Levent Mercan’ın oynaması bekleniyor.

Stoper ikilisinde Milan Skriniar ve Kojo Peprah Oppong forma giyecek.

Orta sahada N’Golo Kante, Matteo Guendouzi ve İrfan Can Kahveci’nin şans bulması bekleniyor.

Sağ kanatta Mason Greenwood, sol kanatta ise Oğuz Aydın oynayacak.

Dirk Kuyt, ileri uçta ise Vedat Muriç’i sahaya çıkartmayı düşünüyor.

Devamını Oku

Galatasaray Konya deplasmanında

Galatasaray Konya deplasmanında

Sarı-kırmızılı ekip, haftanın açılış müsabakasında MEDAŞ Konya Büyükşehir Stadyumu’nda yeşil-beyazlılara konuk olacak. Müsabaka, saat 20.00’de başlayacak.

Ligde geride kalan 9 maçta 7 galibiyet, birer beraberlik ve yenilgisi bulunan Galatasaray, 22 puan topladı. Sarı-kırmızılı ekip, haftaya takipçileri Amed Sportif Faaliyetler’in 2, Trabzonspor’un 3, Beşiktaş’ın 4, Fenerbahçe’nin ise 6 puan önünde lider girdi.

Sezonun ilk 4 maçından puansız ayrılan ve aldığı 8 puanın tamamını son 5 haftada elde eden Konyaspor ise 14. sırada yer aldı.

Kaptan Abdülkerim forma giyemeyecek

Galatasaray’da kaptan Abdülkerim Bardakcı, eski takımına karşı forma giyemeyecek.

Sarı-kırmızılı takıma Konyaspor’dan gelen ve üst üste 4 sezon şampiyonluk yaşayan kadronun en önemli parçalarından biri olan Abdülkerim, yarınki müsabakada cezası nedeniyle süre alamayacak.

Abdülkerim, ligin 9. haftasında Fenerbahçe’yi 2-1 yendikleri derbinin ardından çıkan olaylarda kırmızı kart görmüştü.

Konyaspor maçı öncesi sarı-kırmızılı ekipte kas ağrısı bulunan Barış Alper Yılmaz’ın riske edilmemesi bekleniyor.

Barış Alper, bu sezon çıktığı 12 resmi maçın büyük bölümünde 90 dakika sahada kalırken A Milli Takım’da ise 4 müsabakanın 3’ünde süre aldı.

Üç oyuncu sınırda

Sarı-kırmızılı ekipte üç futbolcu, sarı kart ceza sınırında bulunuyor.

Ligde bu sezon üçer sarı kartı bulunan Davinson Sanchez, Rafael Leao ve Roland Sallai, yarınki karşılaşmada da kart görmeleri halinde cezalı duruma düşerek 11. haftadaki Amed Sportif Faaliyetler maçında forma giyemeyecek.

Ligde son 3 maçı kazandı

Galatasaray, Süper Lig’de 3 maçlık galibiyet serisi yakaladı.

Ligdeki son puan kaybını 6. haftada dış sahada Trabzonspor’a 4-0 yenilerek yaşayan sarı-kırmızılı ekip, sonrasındaki 3 müsabakayı kazandı. Galatasaray, bu süreçte Kasımpaşa’yı 3-1, Gençlerbirliği’ni 1-0, Fenerbahçe’yi ise 2-1 mağlup etti.

Gol yükü Osimhen’de

Sarı-kırmızılı ekibin Süper Lig’deki gol yükünü Nijeryalı yıldız Victor Osimhen sırtladı.

Ligde 19 kez fileleri havalandıran Galatasaray’da Osimhen, 8 golle takımın en skorer oyuncusu olarak dikkati çekti. Yıldız santrforu, ikişer golle Abdülkerim Bardakcı ve Gabriel Sara izledi. Mario Lemina, Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün, Deniz Gül, Lucas Torreira, Roland Sallai ve Davinson Sanchez ise birer gollük katkı verdi.

Kalesini kapatmakta zorlanıyor

Sarı-kırmızılı ekip, Okan Buruk yönetimindeki son 4 sezondan farklı olarak savunmada istediği performansı sergileyemiyor.

Bu sezon çıktığı 12 resmi müsabakanın 11’inde rakip fileleri havalandırarak skor üretme konusunda sıkıntı yaşamayan Galatasaray, sadece ligde 4-0 kaybettiği Trabzonspor müsabakasında gol atamadı.

Savunmada ise kalesini gole kapatmakta zorlanan Okan Buruk’un öğrencileri, bu sezon Süper Lig’deki 9 maçın 6’sında kalesinde 12 gole engel olamadı. Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde ise 3 mücadelede 9 gol yedi.

Milli araya kadar 3 kritik maça çıkacak

Yoğun bir fikstürden geçen sarı-kırmızılı ekip, bir sonraki milli araya kadar 3 zorlu müsabakaya çıkacak.

Son milli aranın ardından Süper Lig’de 3, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 2 maçta ter döken Galatasaray, 4 galibiyet, 1 yenilgi yaşadı. Ligde Kasımpaşa, Gençlerbirliği ve Fenerbahçe’yi yenen Galatasaray, Avrupa’da ise İspanya’nın Barcelona takımına yenilip, Fransa ekibi Lille’i mağlup etti.

Galatasaray, bir sonraki milli ara öncesindeki ilk maçına Konyaspor karşısında çıkacak. Ardından Şampiyonlar Ligi’nde 3 Kasım Salı günü sahasında Almanya temsilcisi Stuttgart’ı konuk edecek sarı-kırmızılılar, 7 Kasım Cumartesi günü liderlik yarışı veren Amed Sportif Faaliyetler’i ağırlayarak milli araya girecek.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.